Kayıtlar

Bizim Büyük 27 Mart'ımız

Kahramanmaraşta Necip Fazıl kültür merkezinde şans eseri afişini görüpte gittim ilk tiyatroya ve o dönemler üzerimdeki çekingenliği atmam içinde büyüdüğüm dar çevrenin dışına çıkmam gerektiğini düşünüyor bunu yapacak en iyi yerin tiyatro olduğunu hayal ediyordum. Sahnede olmalıydım.  Şimdi o sahne de kalmadı.  Nereden başlayacaktım? İnternette bilgiler kısıtlıydı. Oyun okusam hangi oyunu okuyacaktım. Tiratlar çıktı karşıma rastgele tirat okuyordum. Bunlardan birisi Atinali Timon'du. Oldum olsası antik tarihe meraklı birisi olarak bu kitabı sipariş ettim ve böylece ilk tiyatro oyununu okudum. Okumakla yetmezdi araştırmaya başladım şehirde tiyatro atölyesi, kursu varmı diye. Bir ekip vardı ama zaten oyun çıkarmış dağılmışlardı. Ücretli bir kurstu burası benim karşılayamayacağım kadar yüksek ücretli bir kurs. Zaten ekip dağıldığı için tek başıma bir şey yapamazdım. Animasyon işi yapan bir ekip haricinde ekipte bulamadım. O sene sınava girdim konservatuara gidecektim fakat mülakat...

Masada Kalan Proje: Sahne Çankırı

Kendi ekibimi kurma ve oyunumu yönetme hülyası henüz daha Siz Uyurken'i kaleme aldığım sıralarda içimde vuku bulmuştu. Sahne Maraş'tan hocalar çekilecekti ve ekip nitelikli bir oyuncuya devredilecekti. Kendi oyunlarımızı yazıp sahneleyebilir ve ekibi devam ettirebilirdik. Bize vaad edilenler bunlardı. O vakitler bu kişinin ben olabileceğim ümidi ile kolları sıvamış yazıyordum ben Siz Uyurken'i. Müzikleri, sahnelenmesi, dekoru hazırdı her ne kadar metni tam yazılmamış olsa da.  Tabi olmadı. Olmayacağının emareleri belirmeye başlamıştı ki kader beni Ankara'dan çağırıyordu.  Askeri eğitimin ilk haftalarında ben sürekli olarak amatör topluluklatın ve özel tiyatroların videolarını izliyor, oyunlar okuyor kafama göre nasıl bir ekip kurabileceğimi planlıyordum.  İlk tayin yerim açıklandığında daha geldiğim ilk gün kurdum Sahne Çankırı'yı. Çankırı'dan altı ay ayrı kalmam gerekince de bekledim bir müddet. Altı ay sonra gelir gelmez tekrar başladım çalışmalara. Kendi ekib...

Üçüncü Sanat

  Geldik tiyatroya. Ne demişti Brautigan herkes bir kitap yazmalı. Bende şunu diyorum ki herkes bir kere olsun sahneye çıkmalı. Tiyatro, hele de birbirine uyum sağlamış bir ekip ile sizi entelektüel hazzın zirvesine çıkaracak bir sanattır. Ekip ile aidiyet yakalayabilmeniz içgüdüsel olarak sizi mutlu eder, en nihayetinde insan sosyal bir varlıktır. Onun için bir gruba dahil olmak yaşamsal önem arz eder. Diğer yandan oyunculuk içinizdeki sizi özgür kılar. Doğaçlama çalışmaları ve yaratıcı drama oyunları ile sahnede özgürlüğe kavuşur, kendinizi tam anlamı ile ortaya koyabilirsiniz. Günlük hayatta kendimizi büyük oranda baskılayarak yaşadığımız, sürekli belli kurallara uymak durumunda kaldığımız, sıklıkla hata yaparsak rezil olma korkusuyla yaşadığımız göz önünde bulundurulduğunda sahnenin hayata karşı adeta devrimci duruşu bulunmaz nimettir. Elbette orada da kurallar yok değildir. Aynı zamanda kötü bir ekiple çalışmak bu saydıklarımın tam tersini yaşamanıza da neden olabilir. Yine de...

Hatıra Defteri

  Önsöz  Tiyatroya dair çok az yazı yazdım ben. Oysa yıllardır bir vesile içindeyim. Küslüğümüz vardı bu aralar iyiyiz yine. Nazlı biraz kendisi. Oysa çok şikayet ederim tiyatroya dair yazınsal bir şey bulamamaktan. Olanlar da kalbur üstü kimselerin hatıratları anıları. İyi de sadece onlar mı önemli? Kendimizi ve uğraşımızı ne zaman önemseyeceğiz? Belki onlar da daha yolun başında kendilerini önemsiz görüp yazmasalardı bugün bunlar dahi olmayacaktı elimize. Örnek alınması gereken daha yolun başında önemseyip kaleme almaları. Buradan yola çıkmalı diyorum. Bende başlıyorum. Tiyatroya dair anılarımı düşüncelerimi kaleme alacağım. Taşrada tiyatro yapmak üzerine konuşacağım. İnanın ayrıca böylesi daha zordur. Konservatuardan mezun olup devlet tiyatrosunda işe girip 30 yıl tiyatro yapmak tabiri caizse saksıda yetişmektir. Bizim yaşadığımız parkeler arasında bitmiş yaban otları pervasızlığı. Bu yoldan geçeceklere çatlakları anlatmak. Benim tiyatro üzerine bilgim ve görgüm ortaokul ...

Tiyatro Yazmak

  Akşama Oyun Var'ın değeri Muharrir'le neredeyse aynı bunu yıllar sonra fark ettim. Romanı edebi türlerin başı görüyoruz ister istemez. Öyküler üzgün şiirler dargın oyunların üzerini toz kaplamış. Muharrir'i yazmış olmak gurur veren bir şey oldu yıllarca ama ona yol açan Akşama Oyun Var'ı hep görmezden geldim. Diaspora Sahaf'ın tiyatro atölyesinde hortladı bir ara. Sonra sevindik alkışladık. Keşke sahnelense dedik. Yaşar Kemal romanları gibi ah keşki keşkiler ettik yattık uyuduk sonra. Ne zamanki Çankırı'da Herdem Tiyatrosu oyun arayışına girdi yine devreye soktuk onu. Önce ekibe okuttuk beğenildi ve sahnelenme ihtimali gündemde şimdi. Muharrir belki hiç filme çekilmeyecek ama Akşama Oyun Var sahnelebilir! Kısa filmde ve tiyatroda sizi motive eden de bu zaten sahnelenme ihtimali. Yazdıklarınızı kanlı canlı görme ihtimali. Bunu daha önce de denedik Sahne Maraş'ta ama orada sahnelenme ihtimali neredeyse yoktu. Yine de uğraşıyorduk. Arkadaşlar oyunu beğense d...

Tiyatro Dersleri

  Şimdi bir sanatın içine dahil oluyorsak bencesi bu işin geçmişini de araştırmak lazım. Ben öyle yaparım en azından. Önce o işin tarihinden yola çıkarım. Nacizane anlatalaım dilimiz döndüğünce. Evvela bu sanat takdir edersinizki bizimle başlamadı. Ancak bizden çok uzak bir yerde de başlamadı. Bugün baktığınızda daha çok batıdan gelme batı sanatı olarak gördüğümüz sanat aslında tamda bizim topraklarımızda doğmuştur. Entelektüel camiada Anadoluculuk adında bir düşünce akımı var. Biz bugün genelde kendimizi ulus ve ırk üzerinden tanımlarız. Efenm bizler dört nala gelip uzak asyadan akdenize bir kısrak başı gibi uzanan yarımada da yaşamını sürdüren kültür ve gelenek itibariyle orta asyayı devam ettiren bir milletiz diyoruz. Anadoluculuk fikrini benimsemiş kişiler diyor ki evet ben dört nala geldim uzak asyadan ve bu akdenize bir kısrak başı gibi uzanan yarımasayı yurt edindim. Fakat ben geldiğimde burada hali hazırda yaşayanlar vardı hatta Çatalhöyük örneği dünyanın ilk toplu yerleş...